Deprem Korkusu Nasıl Yenilir ve İnsan Psikolojisi Üzerine Etkileri Nelerdir?
Depremler, dünya üzerinde meydana gelen doğal afetler içerisinde en yıkıcı ve öngörülemez olanlardan bir tanesidir. Türkiye gibi aktif fay hatları üzerinde yer alan ülkeler için deprem gerçeği, kendisini yalnızca fiziksel yıkımla değil aynı zamanda derin psikolojik etkilerle de baş gösterir. Bu etkilerin başında deprem korkusu gelir. Bu korku; kişinin günlük hayatını, ruhsal durumunu ve genel fonksiyonelliğini önemli oranda etkiler. Depremin meydana getirdiği ani ve kontrol edilemez doğa, insanlarda yoğun bir çaresizlik, güvensizlik ve endişe duygusu uyandırır. Şimdi hep birlikte bu Deprem korkusunun psikolojimiz üzerindeki etkilerini ve nasıl mücadele edeceğimizi konuşalım.
İçindekiler
ToggleDeprem Korkusu Nedir?
Deprem korkusu, olası bir deprem sebebiyle bir kişinin hem kendisi hem de sevdiklerinin güvenliği adına duyduğu yoğun endişedir. Genellikle panik atak ve stres ile karakterize edilen bir durumdur. Bu tür bir korku, kişinin yaşam kalitesini doğrudan etkilediği için korkuyu yenmek oldukça önemlidir.
Tanım ve Psikolojik Arka Plan
Deprem korkusu, yer sarsıntılarına karşı duyulan güçlü ve çoğunlukla mantıksız ya da aşırı korku halidir. Tıbbi sözlükte spesifik korku alt çeşidi olarak “seismophobia” olarak da isimlendirilebilir. Bu korku hali; depremin potansiyel yıkıcı gücü, can ve mal kaybı tehlikesi, sevdiklerini kaybetme korkusu ve en önemlisi olayın kontrol edilemez ve tahmin edilemez yapısından kaynaklanır. Alt metninde, insanın en temel hislerinden bir tanesi olan hayatta kalma güdüsü ve güvenlik gereksiniminin tehdit edilmesi yatar.
Deprem sırasında yaşanan ya da tanık olunan dehşet verici tecrübeler, medyadaki travmatik görüntüler ya da depremle ilgili anlatılanlar bu korkuyu tetikleyebilir ya da pekiştirebilir. Kişi, deprem olmamasına rağmen devamlı tetiktedir, en küçük sarsıntıda ya da seste aşırı tepki verebilir ve depremle alakalı haberlerden, konuşmalardan kaçabilir. Bu husus, kişinin güvenli alan algısını temelden sarsarak, sürekli bir tehdit algısı altında yaşamasına sebep olabilir. Afet travması doğrultusunda deprem korkusu, yaşanan olayın direkt bir sonucu olarak baş gösterebilir.
Deprem Korkusu ile Anksiyete Arasındaki Farklar
Deprem korkusu ve deprem anksiyetesi sıklıkla birbiriyle karıştırılsa da aralarında önemli farklılıklar vardır. Deprem anksiyetesi, çoğunlukla daha yaygın, belli bir tetikleyici olmadan da hissedilebilen, ilerde olası bir depremle alakalı genel bir korku, huzursuzluk ve gerginlik durumudur. Birey, deprem riskini düşünerek kaygılanabilir, fakat bu husus her zaman günlük fonksiyonelliği ciddi oranda bozmayabilir.
Deprem korkusu ise daha spesifik ve çoğunlukla daha şiddetlidir. Korku, depremle alakalı belli tetikleyiciler karşısında aniden ve yoğun bir şekilde meydana çıkar. Bu korku, panik atak vb. belirtilere yol açabilir ve kişi, depremle ilişkilendirdiği yerlerden ya da durumlardan aktif olarak kaçınma davranışı sergiler. Örneğin, yüksek katlı binalara girememek, sürekli çıkışa yakın oturmak, uyku problemleri yaşamak gibi. Özetle, anksiyete daha genel bir korku haliyken, fobi belli bir duruma ya da nesneye yönelik aşırı ve fonksiyonelliği bozan bir tepkidir.

Depremin İnsan Psikolojisi Üzerindeki Etkileri
Depremler, sadece fiziksel yapılar üzerinde yıkıcı bir etki yaratmakla kalmaz, aynı zamanda insan psikolojisi üzerinde de derin ve uzun süreli etkiler bırakabilir. Deprem, bireylerin ruhsal sağlıklarını, düşünsel süreçlerini ve sosyal ilişkilerini etkileyen travmatik bir deneyimdir. Bu yazıda, depremin insan psikolojisi üzerindeki karmaşık etkilerini daha ayrıntılı bir şekilde ele alacağız ve bu etkilerin toplumlar üzerindeki yansımalarını inceleyeceğiz.
Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB)
Deprem sonrası stres bozukluğu, deprem gibi hayatı tehdit eden ya da aşırı travmatik bir olaya maruz kaldıktan sonra ortaya çıkabilen önemli bir ruhsal rahatsızlıktır. Afet travması yaşayan bireyler arasında sıkça görülür. TSSB belirtileri çoğunlukla dört ana grupta toplanır:
- Yeniden Hatırlama: Olayın istemsiz bir şekilde yeniden hatırlanması, kabuslar görme, olayla alakalı anımsatıcılar karşısında sıkıntı yaşama. Örneğin, sallanma haline benzer bir durumda ya da deprem görüntülerini gördüğünde kişi olayı tekrar yaşıyormuş hissiyatına kapılır.
- Uzak Durma: Travmayı hatırlatan duygulardan, konuşmalardan, yerlerden ya da kişilerden uzak durma durumu. Örneğin, depremin yaşandığı alana gitmekten kaçınmak, depremle ilgili konuşmaktan rahatsızlık duymak.
- Negatif Düşünme ve Duygularda Değişiklikler: Kendi, başkaları ya da dünyayla ilgili devamlı negatif inançlara sahip olma, umutsuzluk, ilgi kaybı, insanlardan uzaklaşma, pozitif duyguları hissedememe, suçluluk ya da utanma.
- Aşırı Uyarılmışlık: Devamlı olarak tetikte olma hali, irkilme, öfke patlamaları, konsantrasyonda güçlük, uyku problemleri. Örneğin, en küçük sese karşı aşırı tepki verme, sürekli tehlike beklentisi içerisine girme.
Deprem Korkusu
Somut bir olaya bağlı gelişir. Genellikle travmatik yaşantılar sonrası ortaya çıkar ve çevresel tetikleyicilerle artabilir.
Anksiyete
Daha genel ve sürekli bir kaygı halidir. Belirli bir neden olmayabilir ve fizyolojik belirtilerle birlikte görülür.
Uyku Bozuklukları, Panik Atak ve Depresyon
Depremin psikolojik etkileri yalnızca TSSB ile sınırlı değildir. Sıklıkla gözlenen problemler arasında en çok rastlanan sorunlardan bir tanesi uyku bozukluğudur. Uykuya geçmede güçlük, gece çok sık uyanma, kabuslar görme ve dinlenememiş uyanma gibi belirtiler gözlenir. Sürekli tetikte olma durumu ve korku da uyku kalitesini ciddi oranda düşürür.
Panik atak, beklenmeyen anlarda baş gösteren, yoğun korku ya da rahatsızlık durumunun eşlik ettiği, fiziksel belirtilerin eşlik ettiği nöbetlerdir. Deprem korkusu yaşayan kişilerde, depremi anımsatan ya da deprem olabileceği hissini uyandıran durumlarda panik atakların tetiklenmesi muhtemeldir.
Yaşanan her türlü kayıp, travmanın ortaya çıkardığı çaresizlik ve umutsuzluk hissiyatı, geleceğe yönelik belirsizlik gibi unsurlar depresyona sebep olabilir. Belirtileri içerisinde sürekli üzgün olma, hayattan zevk almama, enerji düşüklüğü, iştah ve uyku düzeninde farklılıklar, değersizlik hissi ve intihar düşünceleri olabilir.
Çocuklar ve Yaşlılar Üzerindeki Etkiler
Depremin psikolojik etkileri yaş aralıklarına göre değişiklik gösterebilir. Çocuklar, depremin ne olduğunu ve neden olduğunu tam manasıyla anlayamayabilirler. Bu husus, onlarda daha çok kafa karışıklığı ve korkuya sebep olabilir. Çocuklarda gözlenen yaygın tepkiler içerisinde; ailelere aşırı bağlılık, yalnızlıktan korkma, altını ıslatma gibi gerileme halleri, uyku problemleri, kabuslar, iştahta azalış, okuldaki başarıda düşüş, oyunlarda deprem temasını işleme, sebebi belirsiz ağlama krizleri ya da saldırganlık sayılabilir. Çocukların güvende olduklarını hissetmeleri ve duygularını ifade etmeleri için desteklenmeleri çok önemlidir.
Yaşlılar, fiziksel sağlık problemleri, hareket kısıtlamaları, sosyal izolasyon, ekonomik zorluklar gibi sebeplerle deprem sonrası daha kırılgan olabilirler. Travmatik olayın etkileri, var olan sağlık problemlerini kötüleştirebilir. Hafıza problemleri, kafa karışıklığı, bedensel yakınmalarda artış, sosyal geri çekilme, kaygı ve depresyon yaşlılarda daha çok gözlenir. Aynı zamanda kayıplarla başa çıkma noktasında daha çok zorlanabilir ve destek mekanizmalarına ulaşmaları sınırlı olabilir.
Türkiye’de yaşanan büyük depremlerin ardından yapılan çalışmalar, ruh sağlığı üzerindeki ciddi etkileri gözler önüne serer. 1999 Marmara Depreminin ardından yapılan araştırmalar, depremden yoğun bir şekilde etkilenen yerlerde TSSB yaygınlığının %20 ile %40 arasında farklılaştığını göstermiştir. Depremden direkt olarak etkilenen, yakınını kaybeden ya da ağır hasarlı evlerde yaşayan kişilerde bu oranların daha fazla olduğu bildirilmiştir.
Aynı şekilde 2023 Kahramanmaraş Depremlerinin ardından yapılan ilk değerlendirmeler ve saha çalışmaları da yaygın psikolojik sorunlara işaret eder. Sahada çalışan ruh sağlığı profesyonelleri ve STK’lar, yoğun deprem anksiyetesi, akut stres tepkileri, TSSB belirtileri, depresyon ve uyku problemleri vakaları bildirilir. Dünya Sağlık Örgütü gibi kuruluşlar da afetlerin ardından ruh sağlığı bozukluklarında artış beklendiğini ve her 5 kişiden 1’inin orta ya da şiddetli seviyede ruhsal problem yaşayabileceğini belirtir. Bu veriler, depremin ardından psikolojik desteğin ne kadar kritik olduğunu vurgular.

Deprem Korkusunu Yenmenin Yolları
Deprem korkusu ve deprem anksiyetesi başa çıkılması zor duygular olsa da, doğru teknikler ve destekle yönetilebilir ve travma sonrası iyileşme süreci desteklenebilir. Deprem korkusunu yenme yolları ise şu şekildedir.
Psikoterapi ve Profesyonel Destek
Deprem korkusu kişinin gündelik hayatını negatif etkiliyorsa, bir ruh sağlığı uzmanından destek almak en verimli yoldur. Travma tedavisi konusunda profesyonelleşmiş terapistler, kişinin korkularıyla güvenli bir biçimde yüzleşmesine ve başa çıkma durumunu geliştirmesine destek olabilir. En sık kullanılan ve verimliliği kanıtlanmış terapi yöntemleri ise şunlardır;
- Psikoterapi Uygulamaları (Bilişsel davranışçı terapi),
- Göz hareketleriyle duyarsızlaştırma ve tekrar işleme
Profesyonel destek, kişinin yaşadığı afet travmasını işlemesi ve deprem psikolojisi üzerindeki negatif etkileri azaltması için yapılandırılmış ve güvenli bir alan sunar.
Maruz Kalma Terapisi ve Duyarsızlaştırma
Özellikle deprem korkusu gibi spesifik fobilerde etkili olan bir bilişsel davranışçı terapisidir. Terapist eşliğinde, kişi korktuğu durum ya da uyaranla kademeli ve kontrollü bir biçimde yüzleştirilir. Hedef, kişini bu uyaranlara karşı duyduğu korku tepkisinin zaman içerisinde azalması ve bu durumların riskli olmadığıyla ilgili yeni bir öğrenme geliştirmesidir.
Nefes Egzersizleri ve Mindfulness Teknikleri
Bu yöntemler, özellikle deprem anksiyetesi ve panik durumlarında sakinleşmeye destek olur.
- Derin Diyafram Nefesi: Yavaşça burundan derin bir nefes alıp, karnınızın şiştiğini hissetmek ve sonrasında yavaşça ağızdan nefes vermek. Bu, sinir sistemini dinginleştirir. Günde birkaç defa ya da kaygı hissedildiği zaman 5-10 dakika yapmak yararlı olur.
- Mindfulness: Anı yargılamadan, dikkatini şu anki ana odaklama egzersizidir. Oturduğunuz sandalyeyi hissetmek, ayaklarınızın yere temasının farkına varmak, çevredeki sesleri duymak gibi pratik farkındalık egzersizleri, zihni endişeli düşüncelerden uzaklaştırıp ana döndürmeye destek olur.
Bu yöntemler, korku geldiği zaman kontrolü tekrar ele alma hissi verir.
Travma Sonrası Stres Bozukluğu
Deprem sonrası yeniden yaşama, kabuslar ve kaçınma davranışları sıkça görülür.
Uyku Bozuklukları
Kabuslar, uykuya dalamama veya gece anksiyetesine bağlı uyanmalar olabilir.
Panik Atak
Aniden gelişen nefes darlığı, kalp çarpıntısı ve ölüm korkusu gibi belirtiler.
Depresyon
Çöküntü, isteksizlik ve günlük işlevlerde bozulma ile kendini gösterir.
Deprem sonrası duygusal yüklerle baş etmekte zorlanıyor musunuz?
Doç. Dr. Abdullah Bolu’dan profesyonel destek alarak yaşam kalitenizi yeniden inşa edebilirsiniz.
Toplumsal Destek ve Aile İçi Paylaşım
Travma sonrası iyileşme döneminde sosyal destek ciddi önem taşır. Korkularınızı, endişelerinizi ve tecrübelerinizi güvendiğiniz aile fertleri, arkadaşlar ya da destek gruplarıyla paylaşmak, yalnız olmadığınızı hissettirir ve duygusal yükü bir nebze hafifletir. Başkalarının da aynı korkular yaşadığını bilmek normalleşme hissiyatı oluşturur. Topluluk içerisinde dayanışma göstermek, destek olmak ve destek almak, kontrol hissini ve umudu arttırır. Deprem sonrası kurulan komşu destek bağları ya da online forumlar da bu hedefe hizmet edebilir. 1999 depremi sonrası kurulan mahalle komiteleri ve dayanışma grupları hem pratik hem de psikolojik destek sağlamadan önemli rol oynar.
Deprem gibi doğal afetlerin ardından travma tedavisinde bilişsel davranışçı terapinin verimliliği pek çok klinik çalışma ile kanıtlanır. Örneğin, PubMed ve ScienceDirect gibi bilimsel veri tabanlarında yayınlanan meta analizler ve klinik araştırmalar, travmaya odaklı bilişsel davranışçı terapinin, deprem sonrası stres bozukluğu semptomlarını azaltmada son derece başarılı olduğunu gösterir. Bazı çalışmalarda, BDT uygulanan depremzedelerde TSSB tanısı alma oranının %50 ile %70 oranında azaldığı ya da belirtilerde belirgin bir iyileşme sağlandığı raporlanmıştır. Özellikle maruz bırakma yöntemleri içeren BDT protokollerinin, kaçınma davranışlarını ve korku tepkilerini azaltmada etkili olduğu belirtilmektedir.
Deprem Psikolojisine Yönelik Türkiye’deki Uygulamalar
Türkiye, deprem tehlikesi yüksek bir ülke olmasından dolayı deprem psikolojisi ve afet travmasına yönelik farklı müdahale ve destek programları geliştirmiştir.
Üniversiteler ve STK’ların Psikolojik Destek Programları
Pek çok üniversitenin psikoloji ve psikiyatri bölümleri, depremlerin ardından hem akut sürecinde hem de uzun vadede psikolojik destek hizmetleri sunar. Üniversitelere bağlı psikoterapi merkezleri, travma konusunda profesyonelleşmiş akademisyenler ve öğrenciler vasıtasıyla ücretsiz ya da düşük ücretli danışmanlık hizmetleri verebilmektedir. Türk Psikologlar Derneği, Türkiye Psikiyatri Derneği, Türk Kızılayı, İHH gibi ulusal ve yerel STK’lar da afet bölgelerinde aktif rol alırlar.
AFAD ve Sağlık Bakanlığı’nın Ruhsal Müdahale Hizmetleri
Devlet kurumları da depremin ardından ruhsal destek konusunda önemli görevler üstlenir. AFAD koordinasyonunda, deprem bölgelerinde hızlıca psikososyal destek hizmet grupları gönderilir. Bu grupla, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı, Diyanet İşleri Başkanlığı ve Kızılay gibi kurumlar personelinden meydana gelir. Çadır kentler, konteyner kentler ve diğer barınma alanlarında mobil ekiplerle hizmet verirler.
Sağlık Bakanlığı, depremin ardından ruh sağlığı hizmetlerini birinci basamak sağlık hizmetlerine ve hastanelere entegre etmeye çalışırlar. Toplum Ruh Sağlığı Merkezleri vasıtasıyla daha uzun vadeli takip ve tedavi olanakları sunulur. Aynı zamanda UMKE içinde de ruh sağlığı uzmanları görev alır. Bakanlık, afetin ardındaki süreç için ruh sağlığı eylem planları hazırlar ve uygularlar.
Sonuç: Korkuyu Yönetmek Mümkün
Deprem, ülkemizin kaçınılmaz gerçeklerinden biridir ve buna bağlı olarak deprem korkusu yaşamak son derece insani bir şeydir. Fakat bu korkunun yaşantınızı yönetmesine izin vermek zorunda değilsiniz. Deprem psikolojini anlamak, depremin ruh sağlığı üzerindeki etkilerini tanımak ve deprem korkusunu yenme yollarını bilmek, bu zorlayıcı duyguyla başa çıkmadan bizlere güç verir. Uzman desteği almak, nefes ve mindfulness gibi kişisel başa çıkma yöntemlerini öğrenmek, aile ve toplumla dayanışma içerisinde olmak, travma sonrası iyileşme sürecinin ana taşlarıdır.
Uzun Vadeli Ruh Sağlığı İçin Farkındalık
Unutulmamalıdır ki, afet travmasının etkileri uzun sürebilir ve travma sonrası iyileşme bir aşamadır. Kendimize ve etrafımızdakilere karşı sabırlı ve anlayışlı olmak ruh sağlığı gereksinimlerine önem vermek ve gerektiği zaman yardım aramaktan çekinmemek uzun süreli iyilik hali için ciddi öneme sahiptir. Deprem gerçeğiyle yaşarken fiziksel hazırlıklar kadar psikolojik hazırlık ve dayanıklılığı artırmak da ciddi önem arz eder. Korkuyu tamamen yok etmek mümkün olsa da, onu yönetmeyi öğrenmek ve yaşam kalitemizi korumak da mümkündür.
Sık Sorulan Sorular
Deprem korkusu normal midir yoksa tedavi gerektirir mi?
Deprem bölgesinde yaşayan ya da depremi tecrübe etmiş bireylerde bir seviyeye kadar deprem korkusu ya da endişesi olması normal ve beklenen bir durumdur. Fakat bu korku; kişinin günlük hayatını ciddi oranda engelliyorsa, sürekli panik ataklara sebep oluyorsa, uyku düzenini bozuyorsa, yoğun kaçınma davranışlarına sebep oluyorsa ve bu durum haftalar, aylar sürüyorsa Abdullah Bolu gibi bir ruh sağlığı uzmanından destek almak ve travma tedavisi görmek gerekebilir.
Deprem korkusunu yenmek için evde yapılabilecek teknikler nelerdir?
Profesyonel desteğin yerini tutmasa da evde uygulanabilecek bazı yardımcı yöntemler vardır. Nefes egzersizleri, 5-4-3-2-1 tekniği gibi egzersizlerle sakinleşme, güvenilir kaynaklardan bilgi edinme, güvenilen kişilerle korkular hakkında konuşmak, düzenli egzersiz, düzenli uyku, dengeli beslenme, sürekli travmatik deprem haberlerini izlemek yerine, bilgi alınımını sınırlamak yararlı olabilir.
Çocuklar depremden nasıl etkilenir?
Çocuklar depremden yetişkinlerden daha farklı olarak etkilenebilirler. Güvenlik algıları sarsılır, anlam vermekte zorlanırlar. Tepkileri yaşlarına göre farklılık göstermekle beraber, korku, kaygı, ailelere aşırı bağlılık, uyku problemleri, iştah kaybı, alt ıslatma gibi gerileme davranışları, öfke krizleri ya da içe kapanma gözlenebilir.
Deprem sonrası oluşan panik atak belirtileri nelerdir?
Depremin ardından oluşan panik ataklar, aniden başlayan yoğun korku ya da rahatsızlık krizleridir. Kalp çarpıntısı, terleme, titreme, nefes darlığı, mide bulantısı, baş dönmesi, kontrolünü kaybetme, ölüm korkusu, uyuşma hissi, üşüme gibi belirtiler panik atak belirtileri arasında yer alır.
Deprem korkusu ilaçla tedavi edilir mi?
Yoğun deprem korkusu, deprem anksiyetesi, TSSB ya da depresyon gibi durumlarda, bir psikiyatrist değerlendirmesinin ardından ilaç tedavisi tavsiye edilir. Özellikle şiddetli kaygı bozukluğu (OKB), panik ataklar, depresif semptomlar ve uygun problemlerini yönetmek için antidepresanlar ya da kaygı gidericiler kullanılabilir. Fakat ilaç tedavisi çoğunlukla tek başına yeterli olmaz ve en verimli yaklaşım, ilaç tedavisinin psikoterapi ile beraber uygulanmasıdır.
